Az önce yedekler üzerinden yine müzik dinliyordum. Amarok aşağı yukarı aynı(Gitti Yine Bir HDD) şekilde yine takıldı. Yaşadığım korkuyu tarif edemem. Acaba bu disk üzerindeki bilgilerin hepsinin yedeği varmıydı bende diye süper bir soru geldi aklıma. Büyük bir ihtimalle vardı ama kesin emin olamıyordum. Hemen diski koparmaya(unmount) çalıştım sistemden ama kullanılıyor diye hata mesajı aldım. Bunun üzerine hemen çıkardım usb kablosunu. Zaten nedense Firewire kablosuylada bağlanmamıştı sisteme. Uğraşmaya üşenip usb ile bağlamıştım. Aklıma buda gelince iyice korktum. Ama artık korkunun ecele faydası yoktu. Bir kaç dakika(aslında bir kaç saniye:) ) bekledikten sonra taşınabilir diski tekrar bilgisayara taktım ve sisteme bağladım. Herşey sorunsuz bir şekilde çalıştı. Birkaç saniye içinde dosyaları kontrol ettim. Hepsi yerli yerindeydi. Bu durumu görünce diski hemen sistemden kopartıp aldım kenara. Bu arada bu yedek diskindeki tüm bilgilerinde bir başka diskte yedeği vardı. Çift yedekle çalışmak süper bir duygu. Hernekadar korkutsada sonuç çok feci olmazdı:).
Sonuç olarak iyiki gereken yatırımı doğru yere yapıp yedekler almışım. Hatta yedeğinde yedeği yani. Paranoyak gibi görünsemde az daha bu olmaz denilen ihtimal gerçekleşiyordu.
Bir kaç dakika önce yazdığım Kurşun Döktürmek Mi? Yoksa Kurşun Sıktırmak Mı? başlıklı günlük iletimi tekrar belirtmeden edemeyeceğim.
Hadi bana iyi şanslar:)
Bu başlığı sabah attım ve eve gidince bişeyler yaz diye not bıraktım kendime. Sabah yazabilirdim ama başıma gün içerisinde yine kötü şeyler gelecek düşüncesiyle akşam yazmayı uygun gördüm. Ve şimdi klavye başına geçtim.
Öncelikle sabah olan olayın üzerinden bir özet geçeyim. İşe gidince her zamanki gibi yine bilgisayarımı açtım ve ardından firefox`a tıkladım. firefox açıldı ama çeşitli javascipt hatalarıyla karşılaşıp donuyordu. Aklıma önceki gün bir güncelleme yaptığım geldi ama hangi ekelntileri güncellediğimi çoktan unutmuştum. Hatta hiç bakmamıştım bile:). Aksilikya eklenti yöneticiside açılmıyordu. Bunun üzerine açtım eklenti dizinini ve alfabetik sırayla başladım yavaş yavaş silip firefox`u açıp denemeye. Bu işlem zinciri böyle bir süre devam etti. Sonunda hatayı tespit etmiştim. Google toolbar 7.1.20100723W sürümü hatalara sebep oluyordu. Belkide başka bir eklenti ile çakışınca çıkıyordu bu hatalar ama artık detaylar pek önemli değil. Kaldırdım bu toolbar`ı rahat ettim. Firefox artık hem daha hızlı açılıyor hemde daha sağlıklı çalışıyor. Bir kaç özelliğinden mahrum kalacağım belki ama başka eklentilerle o açığı kapatırım. Bu olayın ardından akşam eve gelince yaptığım ilk iş yine bu google toolbarını kaldırmak oldu. Evdeki firefox`ta da aşağı yukarı aynı eklentiler ve aynı google toolbar`ının Linux sürümü yüklüydü. Hiç bir hata yoktu ama farklılık olmasın diye evdekinide kaldırdım:). Şimdilik rahatım. İlerleyen zamanlarda tekrar kurma olasılığım düşük ama yinede belli olmaz. Bu arada belirtmek isterimki bu google toolbar`ını http://tuxweet.linux.org.tr/view/post:116844 sayfasındaki bir yorum sayesinde bu kadar hızlı bir şekilde hayatımdan çıkardım:)
Gün içirisinde başka sürprizlerde bekliyordum ama şükürler olsun ki başka pek bişey olmadı. Bir kaç gündür başıma gelenler epeyce bir süre idare eder zaten beni:).
Sizce bu gibi durumlara karşı olarak "Kurşun mu döktüreyim" yoksa "Kuşun mu sıktırayım":)
Sabah telefon olayı,akşam hdd olayı ve diğerleride cabası.Günüm süper geçti resmen.Hiç üzülmüyorum,hatta gülmeden duramıyorum.Çünkü bunları isteyen bendim sanırım.Böyle önemsiz konularda biraz kaybetmek istiyordum.Sıkılmıştım bazı şeylerden.Bunun için bu olaylar iyi geldi bana.Hatta düşünceme göre böyle kötü olaylardan sonra güzel bir olay gelmesi gerekiyor başıma.Hadi bakalım ne olacak.Dileğimi tuttum ve sabırsızlıkla bekliyorum.
Çok uzun zamandır bişey yazmadım.Aslında yazmak istediğim çok fazla şey var.Ama hayatımda çok önemli yerlere sahip oldukları için zamanlama konusunda kusursuz olmam gerekiyor.Bu yüzden şu sıralar bu konular hakkında yazmayı uygun görmüyorum ama öbür yandan kendimi tutmak konusunda çok çalışıyorum:).
"-Öyleyse bunuda yazmasaydın" dediğinizi duyar gibiyim ama ne yapayım tutamıyorum kendimi.Paylaşmak istiyorum ama zamanı değil maalesef.Konu hakkında iyi olmayan düşünceler düşünmenizi sağladıysam özür dilerim:(,ayrıca belirtmek isterimki elimden başka bişey gelmez.
Şu sıralar hayatımda etkili olan bazı terimleri tekrar tanımlamaya ve yorumlamaya çalışıyorum.Bazı terimleri siliyorum,bazılarını değiştiriyorum,bazende yenilerini ekliyorum.Kısacası her zamanki gibi yine bir değişim hareketi içerisindeyim.Allah sonumu hayır etsin:)
Bilmiyorum yaaa.Harbiden bilmiyorum.Ne yapabilirim artık bilmiyorum.Yazıyorum, çiziyorum, ediyorum, karar veriyorum, uyguluyorum...Uygulama aşaması süper geçiyor ama sonuç sıfır.Hemde koskocaman bir sıfır.Hatta sıfır bile değil,değerini kestiremediğim kocaman bir eksi.
Yine kendimle birlikteyim.Yaklaşık 3-4 sene önce yazdığım şiirde yansıtmak istediğim duygularımın aynılarını şu anda hiç bir fark olmadan hissediyorum.Yaklaşık 6 yıllık bir birikim.4 sene önce neyse şu anda yine aynı.Ne verdiği acı,ne de verdiği mutluluk tarif edilebilir.Her ikiside tam uç noktada.Gidebileceğim en uç nokta.Ne daha fazla acı duyabilirim,ne de daha fazla mutlu olabilirim.Ortalaması ise sürekli kayma yapıyor.Bu ufak gibi görünen kaymalar diğer tüm acı ve mutluğu silip süpürüyor.Sadece kendisi kalıyor.Bu konuda acı duyduğumda diğer tüm mutluluklarımı, mutluluk duyduğumda ise diğer tüm acılarımı unutuyorum.
Peki ama bu nereye kadar böyle gidecek?
Bir yanım;
Diğer yanım;
Beynim;
Kalbim;
Ben;
Peki ya SEN?
Birileri açsada sohbet etse,
Şu yaralı gönlümü tamir etse..
Murat Demir
Tüm İnsanlık
Giriş cümlesi kurmadan hiç yazasım gelmiyor ama bu seferlik böyle olsun bakalım sonuç nasıl olur:).
Birkaç hafta önce bir arkadaş bu site işlerine ne zaman başladığımı sordu.Bende hemen mixdigitall.com`un whois bilgilerini iletmiştim arkadaşa:).Oda bana "-ona bende bakardım,ben sana sordum" tarzında bişeyler deyip zor duruma düşürmüştü beni:).Bu yüzden ona yaptığım gibi yapmayıp hemen belirteyim.21 kasım 2005`ten itibaren aktif bir web sitem var.Aktif demek yerine yayımda olan deseydim daha doğru olurdu sanırım.Çünkü zaman zaman piskolojik durumlardan ötürü anasayfaya üç beş cümlelik bişeyler yazıp pasif duruma getirdiğimde oldu.Sohbet devam ederken kendimi kendime "Neden mixdigitall.com arşivimi yayımlamıyorum?" sorusunu sorarken buldum.Akılma böylesine süper bir fikir gelmişti.Biraz düşünüp karar vermiştim.Arşivimi karıştırmaya başlayıp ufak bir ekran görüntüsü alıp arkadaşımada göndermiştim:).Aradan zaman geçtikçe çok güzel olacak diye düşünmeye devam ediyordum.Bu akşam biraz daha karıştırayım dedim arşivimi.Gözüme çok önemli konular çarptı.O zamanlar çok normaldi gibi geliyor bana en azından ben önemsemiyordum ama artık çok önemsediğim bir durum var ortada.Yaptığın sitede bana ait çok az şey var.Sadece yazdığım php kodları bana ait.Ki beş para etmez bu kodlar:).Bilgiye dayalı değil pratiğe dayalı olarak yazılan kodlardı.Sitenin geri kalan %90 oranındaki kısım ise tamamen çalıntı.Çalıntı demeye utanıyorum ama öyle.Bir sürü siteden bilgi alıp siteme koymuştum.Hatta bazılarından almaya devam ediyroum şu anda bile.Fıkra,güzel söz,günün sözü tarzında bir sürü bilgi alıyorum şu anda bir sürü siteden.Ve kullanıcılar kaynağını ve reklamları kesinlikle görmüyor.Çeşitli yollarla sakılıyordum reklam,imza türü şeyleri.Video sitelerinden videolar gösteriyordum.Sadece videoalrını değil kendi sayfalarınıda gösteriyordum ama herşeyi değiştirerek:).Ne reklamalrdan eser kalıyordu nede site bilgilerinden.Kullanıcının gördüğü bir sabit renkli tasarıma uyan bir resim veya hiç bir şey:).Bu durumu görünce aklıma yine en çok sevdiğim "-Çok pis çalarım" sözüm geldi:).Tamam o zamanlar flash falan yoktu,çoğu şey resim ve yazıydı ama yinede kendimi başarılı buluyorum.Çünkü "<div>" tagını normal şartlar altında hiç kullanmasamda "position='absolute'" ve "position='relative'" özellikleriyle neler yapabileceğimi biliyordum ve yapıyordum:).Aramızda kalsın ama reklamları en çok bu şekilde saklardım:).
Aklıma başka bi hile daha geldi şimdi.mixdigitall.com alan adını almadan önce ücretsiz ama bol reklamlı bir servis kullanıyordum.Adı şu anda aklımda ama söylemeyeyim kötü reklam olmasın.O siteye kendi dosyalarımı koyuyordum ve yayımlıyorduk ama tüm sayfaların en alt kısmında koskocaman bir reklam oluyordu.Ve ben çok rahatsız oluyordum bu durumdan.Sizce ne yaptım?Kaç kişinin aklına gelir bu bilmiyorum valla.Daha fazla meraklandırmadan anlatayım yaptığımı.Bir kaç deneme sonucund afarkettim ki bu arkadaşlar sadece "html,htm" dosyalarını tarayıp ekliyordu bu reklam kodlarını.Aklınıza geldi mi bişeyler?:).evet benimkine gelmişti.Farklı dosya uzantıları kullanmak!.Bende çok ufak bir araştırma yapıp ".mxd" dosya uzantısını seçmiştim:).Tüm linkleri değiştirmem gerekmişti ama hiç üşenmedim yaptım.Ve sonuç mükemmeldi.Taki firefox diye birşeyden haberim oluncaya kadar.O zamana kadar tarayıcı nedir bilmiyordum.Tarayıcı kelimesini bana firefox öğretti.Öğretmekle kalmamıştı ilk tokadınıda atmıştı ama atılması gereken bir tokattı.Bizim vazgeçilmez ie aptal gibi önüne gelen gelen her dosyayı html gibi algılayıp açıyordu.Bize herşey normalmiş gibi web sitesini görüntülüyordu.Oysa firefox bu ".mxd" dosyasını ne yapacağını bilmiyordu.Ben ona kaydetme aç dediğim içinde ona normal bir metin dosyası gibi açıyordu.Yani html kodlarını yorumlamayıp bana gösteriyordu:).Tüm hayellerimi yıkmasına rahmen bana firefox`un yaptığı mantıklı gelmişti.Tüm sayfaları tekrar düzenleyip ".mxd" dosya uzantılarını tekrar eskisi gibi yapmam gerekmişti ve yine üşenmeyip yapmıştım.Bu arada sitemin arşivimde halen mevcut bu ".mxd" dosya uzantılı hali.
O zamanlar w**98 kullanıyordum.Çok eski bir bilgisayarım vardı.ie bazı sayfaları açmıyordu.Genelleme yapmam gerekirse biraz sıra dışı-interaktif siteleri açmıyordu.Düşünün h**mail.com bile açılmıyordu.Giriş yapamıyordum.Giriş yapmayı deneyince beyaz bir sayfa ile akrşılaşıyordum ve başka bişeyde gelmiyordu.geri gelmek dışında:).Düşünün böyle bir durumu.Firefox bana bu kötü zamanlarda tek ilaç olarak sunulmuştu.Gerçi opera yine vardı ama yine aynı garip durumdaydı.Oysa forumlarda firefox için çok iyi bir propaganda yapılıyordu.Bende zaman zaman tartışmalara katılık karşılaştığım durumları anlatıyordum ve zamanla farkettim ki tam bir firefox`u olmuşum.Firefox aşkım ile tekelçi politikaya karşı olan kinim birleşmişti ve ortaya hoş ama fanatif derecesinde bir durum ortaya çıkmıştı.Operayıda deniyordum zaman zaman ama yine firefox`u bırakmıyordum.Bu durum halen böyle.Opera hep yedekte.Fakar son zamanlarda chrome bu durumu değiştiriyor.Ama chrome`dan ççok firefox etki ediyor bu durumun değişmesine.Neyse bu konuyu farklı bir günlükte paylaşırım.Zaten planlarım dahilinde vardı böyle bir düşüncem.
Yine gelelim ilk konumuza.mixdigitall.com arşivim halen duruyor.Biraz zaman harcayarak çalışır duruma getiririm ama yasal ve piskolojik durumlardan ötürü bu hiç iyi olmaz.Ama belki sadece kendi istediğim kişilere kullnıcı adı şifre vererek görmesini sağlayabilirim.Bakalım müsait bir zaman dilimi bulabilrisem yaparım.
Arkadaşlarımın çoğu beni böyle yasadışı-hack tarzındaki işlerle uğraşmayan,ilgilenmeyen biri olarak tanıyorlar ama yapmak istersem yaparım...Zaman zaman böyle yasal-etik olmayan hareketlerde bulunuyorum fakar genelde kısa süreli oluyor.Acıyorum karşımdakilere çünkü çareleri yok.Başkaları görebiliyorsa bende görürüm.Ben göremiyorsam başkalarıda göremez.Bu düz metin tabanlı siteler için böyle.Bir kaç çare var ama ne derece kullanışlılar tartışılır:)..
Bazı arkadaşlara mesaj iletmem gerekirse : "-Siz giderken ben geliyordum,hatta çoktan geldim,unumu eledim,eleğimi astım:)".
Evet banada bir kaç arkadaşım bişeyler öğrettiler.Onların haklarını ödeyemem.Ama bu durum onlarla yarışmayacağım-yarışamayacağım anlamına gelmez.Yeterki iyi bir strateji geliştir.Size bir tüyo : Eğer biriyle gizli bir yarış yapacaksanız mutlaka ilişkili fakat farklı bir konu üzerinde kendinizi geliştiriniz.Öyle bir konu seçinizki yarışacağınız kişi sizden ne kadar çok şey biliyor olsa bile mutlaka sizin bildiklerinize-bileceklerinize ihtiyaç duysun.Yarışı kazanmak istiyorsanız tek seçeneğiniz bu.Aksi halde hep siz öğrenci gibi kalacaksınız..Öyle olmasa bile karşınızdakinin gözünde öyle olacaksınız.
Bu akşamlıkta bu kadar,beni özleyin emi:)
Bir sonraki günlükte özlem gidermek dileğiyle...
Saat 00:04,günlerden perşembe(4 dakikadır).Bazı teknik ve diğer sorunlardan ötürü internetim yok.Tam 6 saattir internete giremiyorum.1 saatim yolda geçmişti zaten.Kalan saatlerdede bir buçuk film izledim, müzik dinledim ve dinlemeye devam ediyorum.İlk filmimi izledikten sonra biraz oyun oynadım birazda projeme baktım ve bir iki ufak hata giderdim.Bu böyle olmaz diyerek açtm bir romantik komedi ve izlemeye başladım.Herşey çok güzel gidiyorduki filmin 51. dakikasından sonra seste senkron problemi oldu ve işin kötüsü arada epeyce bir süre ses kaybı var.yani senkronu düzeltme ihtimalim yok maalesef.Çok büyük bir üzüntüyle birkaç söz sarfettikten sonra filmin daha sonra sağlamını izlerim düşüncesiyle filmi kapattım ve müzik dinlemeye başladım yine.Bu sırada aklıma bişeyler yazmak geldi yine.Zaten uzun zamandır yazamamıştım,bi bahaneyle yazayım dedim.Yazayım dedim ama aklımda bişey olmadığı için böyle saçma,önemsiz şeyler yazıyorum şimdilik.Kısa sürede kendime gelirim sanırım.Bugün izlediğim filmleri daha sonraki günlüklerde anlatırım diye düşünüyorum.Çünkü şu anda anlatmaya başlarsam biraz fazla detaya girerim.Bu durum bazı koşullardan ötürü pek hoş olmaz.En önemli koşul ise internette yayımlanacak oluşu:).
Bazen çok plan yaptığımı ve çok azını uyguladığımı düşünüyorum.Günlüğümü takip edenler bunu farketmiştirler sanırım.İyi plan yapıyorum,kimisi kısa vadede iyi olur, kimisi uzun vadede iyi olur.Zaman zaman planlarımı elemek zorunda kalıyorum.Çünkü çakışmalar meydana geliyor.Bu gibi elemelerdede genelde hep halka açık planlarımı öteliyorum veya silip atıyorum.Aradan zaman geçincede çok büyük oranla iyi kararlar aldığımı düşünüyorum.Ama yinede iyi değilim. Çünkü asıl amacıma, en öncelikli planıma halen çok uzağım.Bu açıdan bakınca kendimi başarısız görüyorum.Fakat yapabilecek fazla seçeneğim yok bu konuda.Kişiliğim gereği bazı şeyleri yapamam.Her nekadar benim ve geleceğim için iyi olacaksada yapamam ve yapamıyorum.Ama şundan eminim ilk tokattan sonra çok şey değişecek.Böyle kalmam sanırım.İşte bu yüzdün o ilk tokatı sabırsızlıkla bekliyorum ve haketmek için dua ediyorum ve çok çabalıyorum.
Ne yapıyorum ben böyle?Gelecekle ilgili planlarımı paylaşırken hep korkarım,sıkılırım,rahat edemem.Ama yinede kendimi tutamam ara ara.Yazarım aklımdan geçenleri sansürlü bir şekilde.Bişeyleri kazanacağım,yapacağım,planalıyorum şeklinde yazmak yerine kazandım,yaptım,başardım şeklinde yazmayı tercih ederim genelde.En azından tercihimi bu yönde kullanamk istiyorum her zaman.Bu yüzden bu gnülük bu kadar...
İnşallah en kısa sürede o tokadı yerim.Eğer o tokadı yemezsem üzülmem çünkü kazanabileceğim en iyi şeyi kazanmış olurum:).Genelde bir kaç tokattan sonra gelir bu başarı bu yüzden tokat yemek istiyorum ama tokatsız gelirsede geri çevirmem.Kıymetini bilirim.O anda tüm yardımcı planlarımı siler atarım, hemde hiç düşünmem bile.Rüyalarımı yaşamaya başladıktan sonra aptalca bir sebepten ötürü uyanmak yapmak istediğim en son şey olur.
En kısa sürede o tokadı yemek dileğiyle...
Not : 19 haziran 2010 23:30`da siteye yerleştirdim. 17 haziran 2010 00:04`te yazmaya başladım.
Yine çok uzun zamandır kişisel şeyler yazmadım/yazamadım.Giriş yine standart kalıp olsada bu kesit biraz farklı olacak.Farklı olacak çünkü projelerimden bahsetmeyi düşünmüyorum.
Bir kaç aydır ingilizce kursuna gitmeyi planlıyorum.Ama henüz yine plan aşamasında.Çünkü ehliyet, açık öğretim falan varken biraz daha fanteziyi bünyem kaldırmaz diye düşünüp erteliyordum.Şu anda olabileceğim en uygun zaman içerisindeyim sanırım bu yüzden biraz araştırma yapmaya başladım.2002-2003 döneminde gittiğim ingilizce kursunu araştırmayla başladım işe.Bu kursun aklımda kalmasının en büyük sebebi sahip olduğum ingilizce öğretmeniydi.Ne yalan söyleyeyim bana söylediklerini halen dün gibi hatırlıyorum.Şimdi yazacak olduklarıma kimse inanmayacak belki ama yinede söyleyeyim.Defalarca dersten attı beni,özelliklede son derslerde genelde en önce ben çıkardım:).Bir çok kez konuşmaya çözüm bulmaya çalışmıştı ama çare yoktu:).Piskolojik bir durumdu.Bir çok defa bana "psikologa gitmen gerekiyor,en kısa sürede gitmelisin bence" tarzında cümleler söyledi.Bazen düşünüyorumda keşke dediğini hemen yapsaydım ama artık çok geçti.Henüz hiç gitmedim psikologa ama gitmeyi çok istiyorum:).Kısmetse en kısa sürede...Çok pis gülerdim o zamanlar,bir başlayınca durmak nedir bilmezdim.Çok uyarmıştı beni öğretmen ama pek faydası yoktu.Bir kaç tanede arkadaşım vardı çok iyi anlaşıyorduk.Tek başıma olmuyordum zaten genelde.İkili veya üçlü gruplar halinde atılıyorduk dersten ama uyum içerisindeydik.Bu gruptan bir kişi derste tek kalınca dersin ahvasıda olmuyordu,hoca özlüyordu bizi:).Kurs bitince tüm arkadaşlıkalrda bitmişti tabi.Çocukluk ve cahillik işte.Birde mekan sorunu vardı tabi.Kurs kadıköydeydi ama ben kartaldan geliyordum onlarda sanırım bostancı civarlarından geliyorlardı.Şu anda yazarken isimlerini düşünüyorum ama hafızam pek yardımcı olmuyor bana.Aslında isimleri aklımda ama soyadlarını hatırlayamıyorum(şimdilik).Hatırlamaya çalışacağım ama bulabilirmiyim bilemiyorum.Bulursam başka bir günlük ile iletirim zaten size.Tabi herkes vazgeçilmez olarak kendisini görür, kendisini över, kendi artılarını ortaya çıkartır.Bu böyle maalesef.Bu yüzden bende durumu kendi tarafıma yontmuşumdur mutlaka:).Ne olursa olsun güzeldi ama.Buraya şu konudan gelmiştik dimi?Kurs araştırıyordum en son.İşte bu öğretmenimi hatırlamaya çalışıyorum,eğer uygunsa onun kursuna gitmeyi planlıyorum.Kursuna gitmesem bile bi konuşmak isterdim onunla tekrar.Bana bir psikolog önermişti.Telefonunu verebileceğini söylemişti.En azından psikoloğun telefon numarasını alırım:).Şaka bir yana onun bu sözleri benim hayatımda epeyce yer işgal ediyor.Tabiki iyi anlamda.Zaten hayatımda böyle 3-5 tane söz var.Bir tanesi kesinlikle budur.Belki size garip geliyordur ama benim bazı hallerimi görseydiniz bana hak verirdiniz.Bu anlattıkalrım ile genel yaşamım arasında gerçekten çok fark vardı.Gerçi halen var ama yavaş yavaş minimum`a indirdiğimi düşünüyorum.Yine dağıldı konu:(.İlerleyen zamanlarda gidecek olduğum kurstan bu gibi sebeplerden ötürü beklentilerim çok büyük olacak ve biliyorum ki asla tatmin olamayacağım:).Bende bu zararı minimum`a indirmek için en azından mümkünse aynı öğretmenin öğrencisi olmayı istiyorum.Belki daha çok zararı olacak.Çünkü sürekli o zamanlar gelecek aklıma ve düşünmeden edemeyeceğim.Biraz daha araştırma yapacağım ama sonuç olarak sanırım doğaçlama yapacağım.O anki piskolojim ne derse o olacak.
Hayatımda önemli yeri olan diğer bir söze gelince..Benim babamın babasının babasının karısı yani babamın babasının annesi yani babamın babaannesi şöyle derdi.Direkt olarak bana söylemedi diye hatırlıyorum ama onun ağzından çok duydum.Şöyle derdi hep "-O....uluğu bile bileceksin ama yapmayacaksın" ("-O....uluğu bile bileceksin ama sadece kocana yapacaksın") derdi.Bunu yazayım mı yazmayayım mı diye defalarca kez düşündüm.İki yıldır düşünüyorum hatta ama gerçekten çok önemli bir anlamı var.Düz anlamı bile çok doğru olduğu halde asıl anlatmak istediği tahmin edersiniz ki çok çok daha doğru.Aslınca önceleri tam anlamıyordum.Herşeyi öğrenmek gerektiği sonucunu çıakrtıyordum ben bundan ama son iki-üç sene içerisinde fikirlerim oldukça çok değişti.Bir kısımı doğru anlamışım evet ama kaçırdığım çok önemli bir nokta vardı.Hemde kritik derecede öneme sahip bir nokta.Ne demişti "... ama yapmayacaksın" veya "... ama sadece kocana yapacaksın".İşte bu kısımları ben geç anladım bu yüzden çok şey kaybettim.Hayatımda pişman olduğum çok nadir şeylerden biriside bu.Evet herşeyi öğrendim,çok şey biliyorum ama benim bunları bildiğimide herkes biliyor.Ve herkes benden bunalrı yapmamı istiyor ve bende bazen mecburen yapıyorum oysaki yine herşeyi bilsem ama saklasam daha hoş olmaz mıydı?Şimdi sıra örneklerde :
Örnek 1:Yıl 2004-2005 civarları, bilgisayarı yeni yeni öğreniyorum.Şu anda bildiklerimin nerdeyse %10-%20 sini o zamanlar öğrendim.Rakamlar büyük ve abartılı gibi gelebilir size bu doğal çünkü işim mantığını o zamanlar öğrendim.Hep o mantığım üzerine bişeyler koyup geliştirdim kendimi.Tabi bazı yanlış bildiklerimde oldu ama o kadar çok şey öğrenmiştim ki şu anda bile ihtiyacım oluyor o zaman öğrendiğim bilgilere.Bazen vazgeçilmez bir bilgi oluyor o zamanki bilgilerim.Düşünün böyle bir bilgi birikime sahiptim ve kimse bunu bilmiyordu.Çok mutluydum ikidebir telefon çalmıyordu,şuna format at,buna format at diyen birileri yoktu,şu nasıl indirilir,şu nasıl yapılır diyenler yoktu.Herkes kendini benden daha iyi zannediyordu.Ki bende genelde öyle zannediyordum yani benden daha iyi olduklarını.Bende daha çok şey öğrenmeye çalışıyordum.Gerçek çevremdeki insanlarım hiç birine bişey demiyordum.Bildiğimi söylemiyrodum.Bu durum üniversiteye gidene kadar böyle devam etti yani 2006`ın son çeyreğine kadar.Artık herkes bilgisayar okulunda okuduğumu biliyordu ve ileride nefret edeceğim bir durumun içerisine kendimi çekiyordum.Önceleri çok zevkliydi.Herkesi bir noktasından vuruyordum bildiklerim ile.Ama zaman ilerledikçe işin içinden çıkılmaz bir durum ortaya çıkmaya başladı.Herkes her haltı bana sorar,bana yaptırır olmuştu.Artık birilerine selam bile vermek zor oluyordu.Elime verdiğim an kolumdan tutulup bilgisayar başlarına sürükleniyordum.Küfrettiğim halde bu tür eylemlere devam edenler bile oluyordu.Belkide şaka yaptığımı sanıyorlardı ama ben gayet ciddiydim.Bu asık surat ve terslemelerim sayesinden hissedilir derecede bir parazitten kurtuldum artık ama yinede o benim bildiğimi kimsenin bilmediği zamanlardaki kadar mutlu değil ve sanırım artık o kadar mutlu olmam imkansız.
Örnek 2: (Farklı bir konuyla beraber paylaşmak istiyorum.)
Yıl 1988-200x civarları, tam bir elektronik manyapıydım.Kendimi bildim bile tornavida,kablo ve benzeri araçların hastasıydım.Ne gelirse önüme alırdım.Genelde bozardım ama önemli bir payınıda tamir etmişimdir.Bir çok şey yaptım.Bir çok ufak çaplı projelerim oldu.Elimdeki malzemelerle yapılabilinecek herşeyi yapmışımdır heralde.Bilmem bilir misiniz.Kadıköyde cumartesi günleri rus pazarı olurdu.Bir kaç arkadaş gidip bişeyler alırdık.Bozuk sağlam farketmeden.Eve gelince denerdik.Çalışırsa sevinirdik,çalışmazsa tamir eder sevinirdik.Bir sürü oyun konsolu almıştım.Sega master system,snes,nes vs vs tarzlarında en populer olanarldan tutunda fazla populer olmayan bazı apple,amiga ürünlerindne biel vardı.Çoğu çalışmyırodu tabi ama çalışanlarda çok oyun oynardım.Sega master system`in kolu yoktu bende.Sırf buna özel bir kol yapmıştım.Ayrıca birde bir bilgisayar joystik`ini bozuk snes`e kol yapmıştım.Süper çalışıyordu valla.Bir sürü ek tuş eklemiştim.Tabi snes`e te olan özellikler.Turbo modu,otoamtik teş butonu,sürekli ateş butonu,sürekli zıplama butonu gibi bir kaç fantezi yapmıştım.Oyun oynamak dahada bir ehlenceli hal almıştı.Off off ne günlerdi beee.Bir tane disko ışığı almıştım.İlk günlerde çalışıyordu ama az ışık veriyordu.Bende enerjiyi biraz arttırayım dedim ve kısa süre sonra bozuldu.Aylarca bozulan parçaları aradım.Gitmediğim elektronikçi kalmamıştır heralde.Nereye gitsem "-Bunu nerde buldun?,Bu rus malıdır,hiç bir yerde bulamazsın yenisini,bozuk aletlerde bulursun anca ama onlarıda bulamazsın." gibi cümleler duyuyordum ama bende inatla o transistörleri cüzdanımdan çıkarmadan aylarca dolaşıp her önüme gelen yere soruyordum.Ama nafile..Yıllar böyle devame derken bir elektronikçide çalışmaya başladım.Zaten uydulara merağım vardı önceleri.Hatta bir kaç dergi biel takip ediyordum sırf uydularla ilgili olan.Çalıştığım elektronikçi bana ilaç gibi gelmişti.Patronlada aram çok iyiydi.Patronumun bir sözü ailem ve akrabalım arasında halen bir espri kaynağı durumunda.Aradan nerdeyse 3 sene geçti ama popularitesinde bie gerileme olmadı.Üniversiteden tatil için evime geldiğimde dayım ile birlikte eski çalıştığım elektronikçiye bir uğrayayım demiştim.Kapıdan içeriye girdiğimde patron beni büyük bir sevinç ile karşılamıştı."-Seni çok özledim,neden hiç uğramıyon,ne zaman geldim,iyi yaptın,iyiki geldin" tarzında bir cümle söylemişti.Tam olarak cümleyi hatırlamaıyorum ama komik gelmişti herkese.Dayım beni dükkanda bırakıp tek başına dönemk zorunda kalmıştı ve eve gidince herkese patronum bana şu sözleri söylediğini söyledi:"-uyy çesileyim saha,çok ozledum seni,hoş geldin...".Dayım rizeli olduğu için şive biraz kaymış ve daha komik bi hal almıştı tabi.Bu arada bende akşam 10-11`e kadar dükkanda kalmıştım.Patronum beni tek başına beklemiyordu.Beni bekleyen 3 müzik seti ve ufak tefek bieşyler daha vardı.Onları tamir edip öyle gitmiştim evime:).Bir kaç gün sonrada patronum beni aramıştı ve "-Murat,nasılsın?,seni çok özledim,gelsene yine:)" gibi bir cümle söylemişti ve bana sorana bende patronum beni çok özlemiş gidip bir göreyim demiştim.O saatten sonra "özlemek" kelimesi üzerine bir sürü espriye mahruz kalmıştım.Halende kalıyorum:).Asıl konumuza geri dönecek olursak işimi çok seviyordum.İşimde beni çok seviyordu ama yine bir problem vardı.Eve geldiğimde her zaman başka bir komşunun uydu alıcısı beni bekler olmuştu.Maç zamanlarında falan bu tam işkece oluyrodu artık.Zaten işten eve saat 22:00 de 23:00 te geliyrodum birde evdeki uydu alıcıalarını görünce çileden çıkıyordum.Aile,akraba,eş,dost beni kendi uyducualrı bellemiş her zaman bana geliyrolardı.Tabi gönül rahatlığıyla karıştırıyorlardı uydu alıcılarını sonra "murata söyleriz yapar" diyorlardı.Bu durum böyle üniversiteye gidene kadar devam etti.Üniversiteye ayağımı atınca artık ben bir bilgisayardıydım ve uydu işlerini bırakmıştım.Artık bakmıyordum.Ama bilemezdimki yağmurdan kaçarken doluya tutulacağımı.Zaten sonrasını üstteki örnekte okudunuz:(.Şu anda mümkün olduğu kadar elektronikten uzak durmaya çalışıyroum çünkü üniversiteye gidince annem tüm oyun konsollarımı disko lambalarımı(bozuk) vs vs herşeyi çöpe atmıştı.Bende ambargo koyup evdeki bozuk kuamndayı biel tamir etmiyordum.Bir sürü laf işitiyordum ama benim neden böyle yaptığımı iyi biliyorlardı.Çünkü bu yaptıkları ne ilkti nede son oldu.Halen sürekli birşeylerim eksiliyor...Ne kadar haksız olsamda durumu böyle idare etmeye çalışacağım.
Aslında bir kaç konu daha vardı paylaşmayı düşündüğüm ama epeyce yazdım.Bu akşamlık bu kadar yerter.Kaç saattir yazıyorum valla.Geri kalanını daha sonra yazarım.
Bir sonraki kesitte görüşmek dileğiyle...
Son yorumlar
3 gün 6 saat önce
3 gün 13 saat önce
3 gün 14 saat önce
1 hafta 1 gün önce
1 hafta 3 gün önce
1 hafta 3 gün önce
1 hafta 5 gün önce
1 hafta 5 gün önce
1 hafta 5 gün önce
1 hafta 5 gün önce