Bu yazı belki hayatımın ilerleyen zamanlarında karşıma çıkacak ama bunu umursamıyorum ve umursamayacağım. Ayrıca belirtmek isterim ki bu yazı bir isyan veya sinirin oluşturduğu kısa süreli bir düşünce değildir. Yıllardır düşündüğüm bir konu ve bir kaç ay önce verdiğim bir kararın sonucudur. Düşüncemi destekleyen ve desteklemeyen bir çok şey yaşadım ve yaşamaya devam ediyorum. Bu konuyla ilgili izlediğim filmlerde cabası. Açıklamaya çalıştığım şey şu ki: Kendimden eminim ve net bir şekilde söylüyorum. Aradığınız kriterlerin canı cehenneme...
Evet, biliyorum piskolojim bozuk ama bu bozuk olan beyin hücrelerimin ürünü değil. Sağlam kaldığını düşündüğüm hüclerin son çığlığı.
Yaklaşık 6 yıl önce kendime bir hedef belirledim ve tüm planlarımı eksiksiz bir şekilde gerçekleştirdim. Teoride hepsi mükemmeldi. Herşey iyi güzeldi ama hiç sonuç yoktu. Zamanla basamaklar bittiğinde ve ayağımı yere bastığımda kendimi hep sıfırda buldum. İstediğim şeye ulaşabilmek için yapmam gereken herşeyi yapmıştım ama sonuç hep sıfır oldu. Hayat bu, hiç kimseye hiç bir zaman adil olmadı ve hiç bir zamanda adil olmayacak. Hayat böyleyken hayatın içindekilerin adil olmasını beklemekte çok yanlış oluyor.
Şimdi durumu biraz daha daraltalım. Hayatın genelini bir kenara bırakıp asıl konumuza yaklaşalım. Şirket şirket dolaşıp, özgeçmiş gönderip duran kişilerden değilim. Staj için başvurduğum tek şirkete kabul edilmedim ama yinede iş konusunda şanslıyım. Çünkü özgeçmişimi gönderdiğim 6 şirketin bir tanesinde çalışıyorum. Yaklaşık 3 yıl oldu. Yazılım sektöründe çalıştığım ilk ve tek şirket. Diğer 5 şirketin bir tanesine laf olsun diye, diğer üçüne isteyerek ve kalan bir tanesinede gerçekten isteyerek başvurmuştum ama olmadı. Bu durumun asıl acı kısmı ne biliyor musunuz? Kendimi geliştirirken hep beni kabul etmeyen şirketlerin kullandığı yazılım araçlarını göz önünde bulundurdum. Oysa beni kabul eden ve 3 yıldır çalıştığım şirketin yazılım araçlarından ise nefret ettim ve hep karaladım. Genelde haklı ama bazende haksız yere karaladım. Hem piskolojik, hem maddi, hemde düşünce tarzı yüzünden. Beni tanıyorsanız bilirsiniz. Açık kaynağı çok severim, açık kaynağı destekleyen şirketleride sever ve desteklerim. Hayatımı resmen açık kaynak üzerine kurdum. Hep açık kaynaklı yazılımlar ve kütüphaneler ile ilgilendim. Kendimi hep bu yönde geliştirdim. Hobi olarak uyguladığım tüm projelerimi tamamen açık kaynak kodlu olarak yayımladım ve tamamen açık kaynak kodlu kütüphaneler ile geliştirdim. Bildiğim, öğrendiğim, kullandığım herşey açık kaynak kodlu. Evde ve kişisel her işim için 4-5 yıldır hep linux kullanıyorum. Bir yıl önce aldığım cep telefonum bile linux çekirdekli(android). Firefox`u 1.5 sürümünden buyana kullanıyorum. Yüzlerce kişiye önerdim ve önerdiğim kişilerin 99%`u Firefox kullanıyor. Bu yüzden etrafımdaki bir çok kişi Mozilla şirketinden para aldığımı bile düşünüyor. Amarok`u ise tanıştığım ilk günden itibaren kral ilan ettim. Benim için daha iyi bir yazılım yok. 2.0 versiyonu ile anlaşmaya başlayınca bu krallığını tamamen perçinledim. İşim, hobim, gereksinimlerim hep açık kaynak olsun istedim ama olmadı. İş konusunda bir türlü birleşemedik. Açık kaynak kodlu dilleri, platformları kapalı kaynaklılarından çok daha iyi biliyorum ama bu hiç bir işeme yaramıyor. Çalıştığım şirkette bu yönde bir çok değişim yaptık ama tahmin edersiniz ki bu bir yere kadar olur. Artık daha ilerisi yok. Gelirimi 3 yıldır kapalı kaynak karşılıyor. Bundan hiç memnun değilim ama fazla seçeneğim yok. Yapabileceğim herşeyi yaptım ve artık sıkıldım. Bir kaç ay öncesine kadar işimi çok severdim. Beni tanıyan herkes manyak olduğumu düşünürdü. Gerçi yine manyak olduğumu düşünüyorlar ama sebep şimdi daha farklı. Önceden teknoloji haberlerini sürekli takip ederdim ama bir kaç aydır sadece 3-5 haber okumuşumdur. Artık hiç bir haber beni heyecanlandırmıyor. Diğer arkadaşlarımla birlikte yaptığımız, planladığımız projelerin hepsini bıraktım. Hemde tek kelimeyle. Hayatımda yazılımla ilgili olan herşeyin üzerini çizdim. Geriye sadece işimi ve tek sahibi olduğum bir site ve bir kaç tane projemi bıraktım. Bu projelerimide bir aydır hiç açmadım bile. Hayatımda bu yüzden müthiş bir boşluk oluştu. Bu boşluğu müzik-dizi-film-oyun ve dışarı çıkarak dolduruyorum aylardır. Sevdiğim oyunları oynayabilmek için kendime bir NINTENDO WII aldım. Bir sürü oyun edindim. Her fırsatta oynuyorum. İş dışındaki hayatımda artık hiç iş yok diyebilirim. Uzun bir süredir bu böyle. Artık iyi bir getirisi olacaksa girişeceğim projelere. Aksi halde asla. Hobi olarak yaptığım projelerimede daha az önem verip devam edeceğim.
Hayatımın geneline tekrar dönelim. Artık hiç bir konuda idealist falan değilim. Ben artık bu duyguyu sildim attım. Ne dünya umrumda, ne ülkem, ne işim nede başka birşey. Kim ne yaparsa yapsım. Bana dokunmayan yılanda bin yıl yaşasın, bana dokunan yılanda bin yıl yaşasın. Hiç bir şey umrumda değil. Birşeyleri değiştirmeye çalışmaktan sıkıldım ve bıktım. Artık hiç bir şeyi değiştiremeyeceğimi öğrendim. Kaderimizde yazılıysa yaşarız aksi halde rüyamızda bile görmek bizim elimizde değil.
Herkes karşısındakinin dürüst olmasını ister ama hiç kimse dürüstlüğe artı puan vermez.
İşte bunlar yüzünden kendimden eminim ve tekrar söylüyorum. Aradığınız kriterlerin canı cehenneme...
Not 1: Aslında umrumda değil, ne düşünürseniz düşünün ama bu yazının devamını okumak fikrinizi değiştirecektir. Henüz yazmadım ve ne zaman yazarım bilmiyorum ama bir ara halledeceğim onuda.
Not 2: Siz
ne kadar çok şey öğrenirseniz öğrenin. Sakın size faydası olacağını
sanmayın! Unutmayınız ki Hayat size hep çalışmadığınız yerlerden
soracak...
Not 3: Eğer bu bir hata ise, bu ilk hatamda olmayacak son hatamda olmayacak.
Not 4: Sakin ol, rahatla. Biraz eğlenmeyeceksek deli olmanın anlamı ne?
Günlüğümde paylaştığım hiç bir şey için doğruluk garantisi veremem. Bazen içimden geleni, bazen olması gerekeni, bazen yaşadığımı, bazen düşündüğümü, bazende istediğimi yazıyorum. Amacım kesinlikle birilerini yanıltmak, kırmak, sevindirmek değildir. En genel amacım piskolojik olarak rahatlamaktır. Bunun dışındaki ender amaçlarımdan birkaçıda paylaşmak, bir şeyleri ıspatlamak ve kendimi tanıtmaya çalışmaktır. Yazdığım hiç bir şeye inanmak ve hiç bir şeyi uygulamak zorunda değilsiniz. Hatta okumanız bile zorunlu değildir. Tüm bunların yanında yazdığım herşeyi paylaşma özgürlüğünüz bulunmaktadır. İstediğiniz gibi, istediğiniz yerde, istediğiniz zaman, istediğiniz kişilerle paylaşabilirsiniz.Bunun için bir şart belirlemem gerekirse tek şartım "Hiç bir şey için doğruluk garantisi vermiyorum" notu ile birlikte paylaşmanız olacaktır.
Yazan, çizen, düşünen, belirten, ifade eden, açıklamaya çalışan... kısacası gördüğünüz, okuduğunuz, hissettiğiniz, düşündüğünüz herşeyin sebeblerinden birisi benim. Bu yüzden herşeyi unutmanızı tavsiye ederim. Eğer unutmazsanız bu sizin probleminiz olacaktır artık.
Yazdığım herşeyi özgür iradem ile yazdığımı belirtmek istiyorum. Ben Murat Demir.
Son yorumlar
7 hafta 11 saat önce
13 hafta 1 gün önce
17 hafta 3 gün önce
17 hafta 4 gün önce
22 hafta 5 gün önce
22 hafta 6 gün önce
39 hafta 1 gün önce
43 hafta 4 gün önce
46 hafta 1 gün önce
1 yıl 8 hafta önce